Max Weber’in çok tartışılan eseri Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu’na sıklıkla atıfta bulunarak son yıllarda üzerine fazlaca konuşulan, yazılan hackerlığa ve hackerların çalışma yapılarına dair açıklayıcı bir kitap Hacker Etiği. Felsefe profesörü Pekka Himanen, The Information Age adlı çalışmasıyla son yıllara damga vuran sosyolog Manuel Castells ve  siber dünyada bir efsane hâline gelen Linux işletim sisteminin mucidi kırıcı Linus Torvalds; bilgi çağının bize uzak görünen bu kişileri hakkında derinlemesine bir analiz sunuyor. Kitabın giriş bölümünde Himanen, yazılanları kuramsal bir çerçevede okumak ve çağımızla ilgili analizleri görmek isteyenleri Castells’in son bölümdeki enformasyonculuk ve ağ toplumu kavramsallaştırması hakkındaki yazısına yönlendiriyor.  Daha önce bahsettiğim üzere Castells, yazdıkları dünya çapında konuşulan ve eserleri ciddiyetle incelenen bir sosyolog. Castells, gelişen bilgi teknolojileriyle birlikte yaşanan gelişmelerin dünyamızda köklü değişimler yarattığını belirtmektedir. Özetle kitabın bu bölümünde, yaşanan gelişmeler ışığında bir bilgi çağında yer aldığımız ve yaşadığımız çağa, enformasyonculuğun hâkim olduğu ifade edilmektedir. Castells, enformasyonculuğu, ağ toplumunun temelini oluşturan bir kavram olarak görüyor. Bu bağlamda, bir teknoloji paradigması olan enformasyonculuk, enformasyon toplumundan ayrı bir kavram olarak değerlendiriliyor. Çünkü tarihteki bütün toplumlar, bilginin çok değerli olduğu enformasyon toplumlarıydı. Diğer tarihî dönemlerden farklı olarak enformasyonculuk ise bilgi işlem teknolojileri etrafında başlayan; hacimsel, karmaşıklık ve hız açısından işlem kapasiteleri; yeniden birleştirme yetenekleri ve dağıtım esneklikleri bakımından farklı yeni bir teknoloji paradigması. Paradigma kavramını da bu noktada açıklamanın yararlı olduğu kanısındayım. Paradigma, Thomas Khun’un “bilginin bilimsel devrimler tarafından dönüştürülmesi” sürecini anlatırken kullandığı bir öneriydi. Paradigma kabaca değişimin standardını belirleyen kavramsal kalıp olarak kabaca tanımlanabilir. Geçmişten günümüze tarihsel bir akış içerisinde bu paradigmayı oluşturan kültürel, siyasal, askerî ve toplumsal (ki bunlar çoğu zaman birbirini etkileyen iç içe geçmiş kurumlardır) olaylar, durumlar gelişen teknolojik ilerlemelerle ilişkisi içerisinde ustaca işleniyor. Castells okuyucuya yaşanan gelişmeler ışığında günümüz koşullarını hazırlayan süreci boşluk bırakmayacak biçimde aktarıyor. Bütünlükçü bir perspektifle günümüzü sistemli bir biçimde açıklamaya koşulan Castells’in bu işi başarıyla yaptığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Her ne kadar eserin giriş bölümünde son kısma bir yönlendirme varsa da kitapta ilk bölüme “Hacker” sıfatıyla Linus Torvalds başlıyor. Linus Torvalds, bilgisayar programcılığı alanında büyük bir şöhrete sahip bir bilgisayar mühendisi. Linux işletim sistemi adıyla bilinen yazılımın kurucusu ve geliştiricisi. Ücretsiz olarak bu sistemi kullanıma açmış ve işletim sistemi üzerinde isteyen kişiye programı geliştirme ve değişim yapabilme imkânı veren kaynak kodlarını açık bırakmasıyla siber dünyada sahiplik konusunda çığır açmış bir isim kendisi. Linux işletim sisteminin günümüzde de ücretsiz ve açık kaynaklı olduğunu belirtmekte fayda var. Torvalds, kitapta çok kısa bir giriş yaparak hackerların 3 ana motivasyon kaynağını Linux projesi özeline değinerek açıklamakla yetiniyor. Hatta bu üç motivasyona bir de isim vermiş: Linus Yasası. Torvalds, bu üç dürtünün evrim gibi aşamaları olduğunu savunuyor. Torvalds’ın “Linus Yasası” olarak öne sürdüğü ve hackerlığın dürtüsü olarak gördüğü ilk basamaktaki aşama, “Hayatta Kalma” motivasyonudur ve bu aşama Torvalds’a göre sadece diğer yüksek seviyedeki dürtüleri karşılamak için gerekli bir aşama şeklinde açıklanabilir. Ona göre diğer iki aşama (eğlence, toplumsal hayat) hackerlığın ana motivasyonlarını içerir. Bununla beraber hacker, hayatta kalabilme aşamasından diğer aşamalara geçebilmiş kişi olarak tanımlanıyor. Eğlence dürtüsü, kendi başına ilginç, cazip ve keyifli olan bir şeyle motive olarak açıklanıyor. “Toplumsal Hayat” ise kabul görme, bir çevreye ait olmayla ilgili bir kavramsallaştırma olarak karşımıza çıkıyor. Torvalds, bir anlamda hackerlar nasıl ve neden çalışır sorularına yanıt veriyor.

Kitabın ilk bölümünden sonra söz Himanen’e geçiyor. 3 bölümde Torvalds’ın hackerlığın güdüsüyle ilgili yazısı ve son kısımda ağ toplumunu kısaca özetleyen Castells arasında bir metin inşa ediyor. Kapitalizmin çalışma şartlarına atıfta bulunarak yeni bir çalışma disiplini ortaya koyuyor. Bunu yaparken Weber’in kapitalizmin yayılmasını sağlamaktan sorumlu tuttuğu “Protestan ahlakı” ile karşılaştırmalı bir kurgu içerisinde metni kaleme almış. Himanen’e göre Protestan ahlakı günümüzde hâlâ hâkim. Kitabın hemen her bölümünde Himanen tarafından bu anlayış sorgulanıyor . Ona ciddi bir alternatif olarak hackerların geliştirdiğini düşündüğü yeni bir yaklaşımdan bahsediyor: Hacker Etiği. Yazara göre çalışmayı merkeze almış ve bütün hayatını buna göre kurgulayan Protestan ahlakına sahip insan yerine, artık çalışmayı bir ödev olarak görmeyen, saat çizelgesine ve planlı çalışmaya karşı çıkan hacker çalışma etiği gelmeli. Burada şu eleştiriyi getirmek gerekir: Eğer Himanen haklı ise bugüne kadar bilimde ve iş dünyasında başarı getiren birçok projenin onun Protestan çalışma etiği diye eleştirdiği bu yapısal değerler bütünü içerisinde gerçekleşmediği mi düşünülmelidir? Birçok iş adamı, bilim insanı başarıya zamanını optimize ederek ve iş dışı zamanları da iş odaklı ayarlayarak varmamış mıdır? Bu yolla iş organizasyonları başarıya ulaşmış ve hayatımızı kolaylaştıran icatlar ortaya çıkmamış mıdır? Kitapta özellikle düzenli çalışma fikrinin Protestan ahlakıyla insanların hayatlarına yerleştiği varsayımından hareketle bu durum sorgulanıyor ve eleştiriliyor. Bu sorgulama sonucunda pekâlâ başka birisi eleştirilen etik anlayışın insanı başarıya ulaştırdığı ve iş yaşamındaki doğruların bunlar olduğu çıkarımı yapılabilir.

Diğer bir başlık olarak iş vakitleri hakkında kitapta hackerların alışkanlıkları ve eğilimleri yeni bir alternatif olarak okuyucuya sunuluyor. Castells’in “zamanın sırasını bozma” dediği esnek çalışma saatleri hackerların kullandıkları yöntem olarak okuyucunun karşısına çıkarılmaktadır. Yazarlara göre iş anlayışında belirgin farklılıklar vardır. Hackerlar iş odaklı çalışırlar, zaman onlar için önemli değildir. Birkaç gün aralıksız uyumadan çalışabilirler, aylarca hiçbir iş yapmayabilirler de. Bu onların yöntemidir. İstedikleri zaman ara verme hürriyeti onların üretkenlikleri için ön koşul gibi bir durumdur denilebilir. İş yaşamlarını, hayatlarının sadece bir bölümü olarak gören hackerler düzenli ve saatli çalışma mantığına tümden karşıdırlar. Himanen’in, Protestan ahlakını eski ve geçersiz olarak gördüğü açıkça okunabilmektedir. Himanen tarafından, kitabın birçok yerinde bu anlayışın yerine hacker çalışma etiğini alternatif olarak sunulmaktadır. Para konusunda da hackerların farklı bir yerde durduğunu belirtiliyor eserde. Paranın iş konusunda insanlar için önemli bir itici güç olduğu aşikâr. Buna karşın, (bazı hackerların farklı bir yol izlediği belirtilse de) paranın hackerlar tarafından amaçlarını gerçekleştirmek için sadece bir araç olarak görüldüğü üzerinde bir ortaklık söz konusu eserde. Bill Gates’e bu anlamda büyük bir öfkenin olduğu dikkatlerden kaçmıyor.  Himanen, çalışma ve para etiğinin yanında network etiği olarak adlandırdığı kavramı (netik olarak kısaltmak kitapta tercih edilmiş) ekliyor. Netik ağ toplumunun içerisinde etkinlik ve duyarlık değerleriyle tanımlanıyor onun tarafından. Özellikle network teknolojilerinin sağladığı imkânları somutlaştırmak anlamında Kosova Savaşı örneği kitabın en çarpıcı başlıklarından biri. Bilindiği üzere; Yugoslavya’da, ülkedeki Sırp çoğunluk özerklik isteyen Arnavut ağırlıklı Kosova bölgesinde etnik bir soykırıma girişmişti. Yugoslav medyası ise o günlerde olanları görmezden geldi ve bu konuda gerçekleri gizledi. Bu noktada devreye NET ifade ve haber alma özgürlüğünü sağlamak için çıktı. Ülkedeki bir kızın mail yoluyla verdiği bilgiler yayıldı. EFF’nin organizasyonuyla o ülkedeki haberlerin aktarılabileceği bir ağ kuruldu ve dünya bu vahşeti görebildi. Bu örnekten hareketle yeni teknolojilerin sağladığı olanakların insanlığın yararına kullanılması ve geliştirilmesi önemsenmektedir. Bu değerler bütününe Netik anlayışın gerekliliği de denilebilir.

Tüm bu bilgiler ışığında, networklerin oluşturduğu evrenin var olan eski etik değerler üzerinden okunamayacağı belirtiliyor Himanen tarafından. Yeni değerleri kendisi sıralamadan önce etikten ne anlaşılması gerektiği, netin gelişimindeki en önemli hacker enstitüsü olan “Internet Society” tanımıyla aktarılıyor: İnternet kullanımında ırk, renk, cinsiyet, dil, din, politik ya da fikirler, ulusal ya da toplumsal köken, mülkiyet, soy veya diğer bir konum üzerinden ayrımcılık yapılmayacaktır. Himanen kitabın son bölümünde, hackerların üzerinde uzlaşmış olmamalarına rağmen onun tarafından tespit edilen 7 hacker etiği değerini ilan ediyor. Bu 7 başlığın ilki ve esas değer ‘tutku’dur. Bir anlamda hackerlığın itici gücü olarak görülen bu değer, onların eğlencesini ifade ediyor. İkinci değer hackerların özgürlüğüdür. Zamanlarını ve emeklerini özgürce kullanabilme, onlar için değerli görülmektedir. Özellikle hackerlar için, paranın tek başına bir motivasyon kaynağı olmadığı; toplumsal değer ve açıklık gibi ilkelerle paranın bir anlam kazandığı ele alınıyor. Daha önce bahsettiğim üzere hacker camiası içinde bir yer edinmeye karşılık gelen toplumsal hayat ilkesi hackerların itici güçlerinden birisi olarak kabul ediliyor. Bununla birlikte hackerların sistemler üzerindeki gelişmeleri sağlamaları üzerindeki en büyük etken, ürettiklerini herkese açmaları olarak kabul ediliyor. Diğer değerler ise Netik altında anlatılmaya çalışılan etkinlik ve duyarlıktır. Etkinlik yazar tarafından; harekette sonsuz ifade özgürlüğü, bireysel bir hayat tarzının yaratılışını korumak için mahremiyet özgürlüğü ve kişinin aktif olarak tutkularının peşinde olması için edilgen bir kabullenişi reddetme özgürlüğü gibi gereksinimleri içerdiği şeklinde anlatılıyor. Duyarlık ise hackerların networke bağlanma konusunda diğerlerine yardım etmesi, başkalarına ilgi gösterme ve hayatta kalma sınırındakilere yardım etme olarak tanımlanıyor. Ve bu 6 değere; iş, para, netik düzeylerinde sahip olan bir hackerın sanal dünyada saygıdeğer bir konuma geleceği belirtilse de ancak son değerin bu kişiyi kahraman kılacağına inanılıyor. O değer yaratıcılık. Kişinin her defasında kendisini aşması ve dünyaya gerçek anlamda bir katkıda bulunması… Sonuç olarak Himanen, bu değerler bütünü ışığında iş yaşamına yeni bir yaklaşım geliştiriyor.  Kitapla ilgili önemli noktalardan biri, günümüzde sıklıkla karşımıza çıkan hacker adlı kişileri, onların gözünden bakarak okuyabilmeye imkân vermesidir. Kitap, bu kişilerin çalışma anlayışlarını, prensiplerini bu denli sistemli bir biçimde ve kuramsal bir altyapıyla sunma anlamında yeni medya alanında yazılmış önemli eserler arasına girmektedir. Kitabın kavramsal bir çerçevede olayları bu denli oturaklı bir biçimde ele alışı ve aktarışında Pekka Himanen’in rolü büyük. Himanen; Torvalds’ın ve “ağ toplumu” kavramsallaştırmasıyla günümüze ışık tutan Castells’in kitap içindeki yazıları arasında iyi bir köprü kurarak olayı bütünlükçü bir yapı içerisinde okuyucuya sunuyor. Bu bağlamda kitabın ağır yükünü onun sırtlandığı ifade edilebilir. Kitaba bir bütün olarak bakıldığında; hackerların bakış açısını anlayabilmek, onları tanıyabilmek için yararlanılacak bir kaynak olarak değerlendirilebilir. Ayrıca günümüzde “Çalışmak” ve “İş” ile ilgili kabul gören birçok yapının, düşüncenin sorgulamasını yapması bakımından çok değerli bir eser. Bununla beraber, kitapta iş etik değerlerini eleştirilirken, salt eleştirinin ötesine geçilerek yerine alternatif etik değerler bütünü öneriliyor. Bu durum da ayrıca kayda değer. Fakat günümüz dünyasını, Protestan ahlakını eleştirirken aşırıya kaçıldığı da belirtilmelidir. Özellikle Himanen, Protestan ahlaki değerleri eleştirirken yerine koyduğu değerlerin en doğrusu olduğu varsayımından hareket ediyor. Bu olumsuzluğuna rağmen Hacker Etiği, yeni medya ve bilgi teknolojileri alanı için çok değerli ve temel bir eser olma niteliğinde. Yeni medya ve kırıcı kültüre ilgi duyanları da bilgilendirecek zengin bir kitap.

 

Kitap eleştirisi TRT Akademi’de yayımlanmıştır. Ulaşmak isteyenler için Link: http://www.trtakademi.net/wp-content/uploads/2016/08/Ferhat-Bakir-Hacker-Etigi.pdf

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s