Birileri birbirlerine birdenbire biricik olduklarını söylemeye başladıklarında ben de oradaydım. Nasıl bir fantazma! Paranormal duygular! Bir zamanlar duyduğum (öğrendiğim demeyeceğim) her insanın biricik olduğu savına inanmıyorum. Kitle ve yığın kelimelerine fena halde kafayı takmış birisiyim. Ben insanları az çok tanımaya başladığım bir farkındalık halindeyim (bir yaştayım denilirdi belki ama ne yazık ki yaşla olmuyor bu işler). Birbirinin aynısı hayatlar birbirinin kopyası düşünme biçimleri. Başkalarının farklı olma haline tahammül olmayan bir ortamda ne kadar da normal bir sonuç!

Bir bir anlatıyorum size. Yöneticiler, tüccarlar, siyasiler, baronlar, dünyaya kazık çakma derdindeki masonlar ve benzeri diğer gruplar tarafından bir istatistik haline getirildiniz. Bir insan değil bir sayısınız artık. Ne bir eksik ne bir fazla! Mecbur bırakılıyorsunuz onların size biçtiği kılıflara girmeye. Onlar karar veriyorlar ne kadar ücret alacağınıza. Nerede yaşayıp nerede öleceğinize de. Muhalefet yapmanın raconunu da onlar belirliyor, isyan etmenin ayarını da. Sınırları var bu insanların, bir de hukukları. Güçlülerin hukuku, hukukun gücünden üstün. “Demokrasi, Sokratesi öldüren bir şeydir. ”

Sokak hikâyeleri anlatmak istemiyorum. Ancak siz biricik değilsiniz (Bir insan olma gayretindeyseniz bir nebze istisna). Dünya 4buçuk milyar yaşında, âdemoğlu için diyorlar ki 200bin yılı geçkin süredir dünyada. Milyarlarca insan gelip geçti ve tarihte hemen hepsi bir nokta. Çok ciddiye almasın kimse kendisini. Ve ciddiye alsın var olma, insan olma durumunu. Varlığının farkında olmalı, üretmeli ve yaratılanlar içinde önemli bir yere sahip olduğunu bilmeli insan. Ancak ne kadar eşsizsiniz ne kadar farklı diğerlerinden? Benzer durumlarda aynı tepkilerdir verilen, menfaat peşinde aynı insan, bencillik katsayıları değişse de ille de ben diyen hep aynı beşer. Kırmak lazım bu zinciri, ya da gerekli mi gerçekten? Bildiğim benim, tekrara çok düşüyorsun ey beşer, nerde senin biricikliğin!

“Sen ey kendiyle yetinen;

Artık suyumuz bulanık,

Bir güneş bile olsa sonunda

Yolumuz kırık, önümüz karanlık

Ve ağır tuğrası alnımızda

Padişah yalnızlığın

Ama yine de umudumuz kalabalık.”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s