Ne gariptir ki insanoğlu kendi yapıp etmelerini gerekçelendirmek zaruretiyle karşı karşıya kaldığında, gerekçelerini “dışarıdan” (kendi dışından) bulmak mecburiyetini hisseder nefsinde… Çünkü “Bu işi niçin yapıyorsun?” suâline, “Hiiiç, canım öyle istediği için…” cevabını verebilmek her babayiğidin harcı değildir. Böylesi bir cevap, sadece ‘bencilce’ bulunmakla kalmaz, cevap sahibinin nasıl olup ‘sadece’ kendisi için bir şey yaptığına da bir anlam verilemez.

Bir iş yapıldı mı bu iş muhakkak ‘vatan’ için yapılmalı, ‘millet’ için yapılmalı, ‘dâvâ’ için yapılmalı; kısaca, önce vatan kurtarılmalıdır… Bilhassa ilmî veya siyasî meseleler sözkonusu olduğunda bu hep böyledir. (Tam da burada “Önce Vatan” yazısı hatırlanmalı değil mi?)

Peki ya sanat? Umûmun kanaatine göre pekâlâ bu yargı, sanat için de geçerlidir: yani “ilim” de, “sanat” da toplum için olmalıdır, topluma hizmet için yapılmalıdır!

Kişinin kendi şahsî istek ve arzularını tatmin için bir iş yapmasından, onun, ‘bencillik’, ‘hırs’ ve ‘ihtiras’ gibi ahlâkî zaaflarla ma’lûl olduğu neticesi çıkarıldığından, insan ister istemez kendisini ‘amaç’ olmaktan çıkarıp kendisine başka amaçlar, başka gerekçeler bulmak zorunda kalır. Binaenaleyh söyledikleri, söyleyecekleri hep “kendim için” diyemediğinden ötürüdür. Hakikaten -bir düşünsenize!- “sadece kendim için…” demek ne de zordur! Sadece ‘söylemek’ olsa iyi, hesabını vermek de zordur “sadece kendim için… ” demenin…

Dindar insanlar bu tür suâllere “Allah rızası için…” şeklinde bir cevap vermeyi –hele hele kimi İslâmcılarımız- esaslı bir marifet bilirler. “Bu işi niçin yapıyorsun?” şeklinde bir imâyla karşılaştıklarında, hiç duraksamaksızın, “Allah rızasını kazanmanın” en başta gelen amaçları olduğunu söylemekle zaten gereken cevabı verdiklerini ve o işi yapmakta herhangibir şahsî menfaatlerinin bulunmadığını yeterince sarih bir biçimde beyan ettiklerini düşünürler. (Yapıp ettiklerinin esasen kim(ler)in işine yaradığı bir bahs-i diğer olmakla beraber, bu gerekçelerinde bir açıdan haklı dahî görülebilirler. Çünkü bazen yaptıklarının kendi işlerine yaramadığı ma’lumdur.)

Oysa Zehebî adlı bir âlimimiz asırlar önce şöyle diyordu: “Önceleri, insanlara niçin ilimle meşgul oldukları sorulduklarında, onlar, “Bittabii kendim için” cevabını vermekte tereddüt etmezlerdi. Fakat zamanla nifak ve riya çoğaldı, cehalet arttı. Şimdi insanlara niçin ilimle meşgul oldukları soruluyor da onlar hiç utanmadan ya “Halka hizmet için…” ya da “Allah rızası için…” cevabını veriyorlar.” (Halka hizmetin Hakka hizmet demek olduğu unutulmamalı!)

Acaba niçin?

Evet, acaba bir kimse niçin (meselâ) ilimle meşgul olur ve/veya niçin bilmek ister?

Bugün böylesi suâllere muhatap olacak kimseler, -umûmiyetle- “Ekmek parası için…” diyemeyeceklerinden dolayı, çaresiz ya hizmeti ya da rızayı öne çıkaracaklardır. (Esasen asıl amaçlarını açıkça dile getirselerdi, yine de ‘farklı’ birşey söylemiş olmayacaklardı.)

“Hayat” denilen kıskaç insanoğlunu şu veya bu şekilde bir yerinden yakalayıp çarkın içine dahil ediyor ve o da yaptıklarını ya niçin yaptığını bilmeden, hiç düşünmeden yapıyor, yapmak zaruretinde olduğuna inanıyor ya da bu işleri (!) kendisinden gayrı bir sebeple yaptığına inanmak istiyor. Pek tabii ki bu durumda “kendisinin dışında” sebepler bulmakta da hiç zorlanmıyor.

Yapılan işlerin (!) niteliği, en nihayet o işleri yapanların vasıflarıyla mütenasib olduğuna/olacağına göre, kimse kendisini aşan bir iş yapamaz! Bilakis herkesin yaptığı ancak yapabileceğidir. Buna rağmen, kişinin bizzat kendisi için birşeyler istemesi, bizzat kendisi için birşeyler yapması, sanılanın aksine tahayyülü güç işlerdendir. Öyle ya, o durumda biri çıkıp da demez mi size, “Sen de kimsin ki sadece kendin için birşeyler yapmaya kalkışıyorsun!?” (Diyebilir; zira kendisi için birşey isteyenin ‘namerd’ olduğu söylenir. Dolayısıyla asıl zorluk işbu suâle cevap bulmakta değil; “Bugün kendim için bir iş yaptım!” diyecek işleri ortaya çıkarmakta…)

İyi düşünün bakalım, bugüne değin salt “kendiniz için” yaptığınız sıradan bir işiniz oldu mu?”

Not: Yazı, Dücane Cündioğlu’nun Cenab-ı Aşk kitaplı eserinden alıntıdır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s