Dünyanın birçok bölgesinde farklı şekillerde karşımıza çıkan askeri darbe ve darbe girişimleri silahlarla sivil hükümetleri hedef almaktayken insan hakları ve hukuk düzenine kast etmektedir. Darbeler, hukuki düzenin askıya alınarak sivil otoritenin saf dışı bırakılmasını amaçlar. Türkiye Cumhuriyet tarihi, askeri güçle sivil hükümetlerin devrildiği birçok girişimi yazmaktadır. 1950’li yılların başbakanı Adnan Menderes’in Sosyalist Sovyet Cumhuriyetler Birliği ile yakınlaşmasının sonucu olarak mevcut hükümete karşı girişilen Amerikan destekli 1960 darbesi ile başlayan süreç, sivil iradenin yok sayılarak bürokratik vesayetin desteklenmesi amacıyla verilen 1971 Muhtırası ile devam etti. Türkiye’nin demokratikleşme sürecine darbe indiren ve Amerikalı bir diplomatın Pentagona darbe haberini Ankara’dan iletirken “bizim çocuklar işi bitirdi” şeklinde ifade ettikleri 1980 Darbesi ile milyonlarca insan hukuksuz uygulamalara maruz bırakılmıştır. Daha sonra 28 Şubat Darbesi ile ülkedeki halkın iradesi yeniden yok sayılmıştır. 15 Temmuz Darbe Girişimi de benzer biçimde Türkiye’deki mevcut sivil hükümeti iktidardan düşürmeyi planlamış ve hukuksuz birçok eyleme girişmiştir. Bu darbe girişiminin aynı zamanda Türkiye’nin siyasal, toplumsal ve hukuki düzenine bir darbe vurmak olduğu ifade edilmelidir. Fakat önceki darbe girişimlerinin halkta uyandırdığı nefret ve farkındalık 15 Temmuz’da halkın iradesine ve haklarına sahip çıkması ile neticelenmiştir. Anılan çerçevede ülkemizde 15 Temmuz 2016 tarihi hem siyasi hem toplumsal anlamda önemli bir dönüm noktası olarak görülmelidir.

Türk halkının mezkûr darbe girişimine sokaklarda vermiş olduğu tepki haricinde gerek yeni medya gerek geleneksel medya araçları yoluyla darbe girişiminin medyaya yansıyan yanı önemli bir konu başlığı olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye’de özellikle geleneksel medya mecrasında değerlendirilen televizyon, medya alanının gözde iletişim araçlarından birisi olarak öne çıkmıştır (bbc.com). Bu sebepledir ki Türk halkının televizyon izleme eğilimleri birçok disiplin ile ilişkili olarak değerlendirmelere tabi tutulmalı ve tartışılmalıdır. 15 Temmuz 2016 özelinde bu tartışmaların merkezinde yer alan konulardan birisi Türk halkının televizyonlarda hangi türde programları tercih ettiği hususudur denilebilir. Reyting sistemi aracılığıyla yapılan ölçümlemeler, Türk toplumunun 15 Temmuz 2016 öncesi ve sonrasında televizyon programlarını tercih etmesinde bir farklılık olup olmadığını bize göstermektedir. Reyting sistemi, televizyondaki içeriğin izlenme durumunu bir veri halinde sunabilen en temel araçtır; televizyon kanallarında zaman ve program temelli olarak ölçümleme yapan ve hangi televizyon kanalını hangi sosyo-ekonomik statüdeki kişinin ne oranda seyrettiğini belirlemeye yarayan sistemin adı olarak tanımlanabilir.

Türkiye’de reyting listesinde ilk sıralarda yer alan programlar, Türk televizyon izleyicisinin ve Türk halkının beğeni ve tercihlerinin bir boyutunu göstererek toplumsal, sosyolojik yorumlar yapmaya olanak tanımaktadır. Yapılan analizler eşliğinde darbe girişimi öncesi ve sonrasında bu girişimin televizyona yansıması, incelenmesi gereken bir konu başlığı olarak görülmektedir. Bu sebeple Türk halkının televizyon eğilimlerinin analiz edilmesi ve darbeler bağlamında ele alınması 15 Temmuz 2016 Darbe Girişiminin bir boyutuna ışık tutacaktır.

Reyting Sistemi

Televizyon yayın hizmetlerinin izlenme durumlarını gösteren en temel araç reyting sistemidir. Reyting ölçümlemeleri, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun ilgili mevzuatı uyarınca TİAK A.Ş. eliyle gerçekleştirilmektedir. Bu ölçümlemelere ilişkin denetleme görevi, TİAK A.Ş. tarafından bağımsız bir şirkete yaptırılmaktadır.  Tüm bu ölçümleme ve denetleme süreci Radyo ve Televizyon Üst Kurulu nezdinde kontrol edilmektedir. Bu sebeple reyting ölçümlemelerinin çoklu bir kontrol mekanizmasından geçtiği belirtilebilir. Bu noktada reyting sistemine dâhil olan kanal sayısının kısıtlı olduğunu da ifade etmek yerinde olacaktır. 2015 ve 2016 yıllarında tam zamanlı ölçümleme yapılan kanal sayısı 12’dir. Televizyon izleyicisi içerisinde bu kanalları izleyenlerin oranı 2015 yılında %60’lı oranlara yaklaşıkken 2016 yılında bu oran  %63,24’tür. Bu veriden hareketle Türkiye’deki ana akım medya kuruluşlarının seyredilme oranlarının arttığı söylenebilir.

 

Tablo 1. 2015 Yılında tam Zamanlı Raporlanan Kanalların Aynı Yıl İçindeki “Share” Oranları

Sıra No Kanal İsmi Share Oranı
1 ATV % 7,91
2 FOX TV % 9,26
3 KANAL 7 % 2,95
4 KANAL D % 8,25
5 SHOW TV % 6,43
6 STAR TV % 8,33
7 TRT 1 % 3,91
8 TRT BELGESEL VE TURİZM % 0,30
9 TRT ÇOCUK % 2,48
10 TRT HABER % 1,20
11 TRT SPOR % 1,18
12 TV 8 % 6,08
  Toplam % 58,28

Kaynak: TİAK

 

Tablo 2. 2016 Yılında tam Zamanlı Raporlanan Kanalların Aynı Yıl İçindeki “Share” Oranları

Sıra No Kanal İsmi Share Oranı
1 ATV % 9,91
2 FOX TV % 8,08
3 KANAL 7 % 4,42
4 KANAL D % 8,54
5 SHOW TV % 7,30
6 STAR TV % 8,07
7 TRT 1 % 4,63
8 TRT BELGESEL % 0,62
9 TRT ÇOCUK % 3,21
10 TRT HABER % 1,41
11 TRT SPOR % 1,15
12 TV 8 % 5,90
  Toplam % 63,24

Kaynak: TİAK

 

 

Türk halkının televizyon eğilimlerine bakıldığında açıklıkla ifade edilebilir ki televizyon daha çok eğlence ağırlıklı programların tercih edildiği bir kitle iltişim aracıdır. Türk televizyonlarında 2015 yılında dizi yüzde 46 ile en çok tercih edilen program türü iken yarışma yüzde 10 diğer eğlence programları yüzde 19’luk payla toplamda reyting listesinde izlenen programların 4’te 3’ünü eğlence programları oluşturmaktadır. Bilgilendirici programlar olarak sınıflandırılan haber programları ve diğer kategorisi ise Türk halkı tarafından bu yıl içerisinde daha az izlenmiştir denilebilir. 2016 yılında ise eğlence programlarının oranı bilgilendirici programlara oranla daha yüksek olmasına karşın bilgilendirici program türündeki yapımların tercih edilmesinde ciddi bir artış olduğu görülmektedir. Haber programlarının reyting listesinde yer bulması, Türk halkı tarafından tercih edilmesi durumunun Oxford Üniversitesi’ne bağlı Reuters Enstitüsü’nün yaptığı bir araştırmadaki sonuçlarda belirtildiği üzere Türk halkının haber alma kaynağı olarak %80 oranında televizyonu tercih etmesinin etkili olduğu söylenebilir (bbc.com). Özellikle 15 Temmuz yaşandıktan sonra bilgilendirici programlar televizyonda çok daha fazla tercih edilmiştir denilebilir. Türk halkının yaşanan gelişmeler sonrasında haber programlarını daha fazla izlediği veriler ışığında söylenebilir. Her ne kadar Postman “eğlencenin televizyonun üst ideolojisi olduğunu” ifade etse de bu çalışmada haber programları bilgilendirme işlevi başlığı altında değerlendirilecektir (Akt.: Şentürk, 2017, s.242).Bu çerçevede sonuç olarak 2015 ve 2016 yıllarındaki reyting listeleri ile beraber değerlendirildiğinde televizyon Türkiye’de eğlence aracı olarak görüleceği gibi bilgilendirme işlevini yerine getiren bir kitle iletişim aracıdır denilebilir.

 

15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi, Girişim Öncesi ve Sonrasında Reytingler

15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi İngiliz aklı ve Amerikan planlaması doğrultusunda ajanlık faaliyeti yürütmekte olan Fethullah Gülen ve onun militanları tarafından mevcut hükümetin (Adalet ve Kalkınma Partisi) yönetimden el çektirilmesini sağlama ve Türkiye’de yönetimi ele geçirme amacıyla düzenlenmiştir denilebilir. Gülen örgütü bilindiği üzere dış ülkelerin Türkiye üzerinde operasyon yapmalarını sağlama amacıyla kurulmuş ve bu amaca yönelik faaliyetlerde bulunan bir örgüttür (Çaylak, 2017, s.774). Fetullahçı Terör Örgütü Lideri Fetullah Gülen’in ABD’de yerleşik olması, darbe soruşturmalarına da konu edinilen FETÖ’nün “hava kuvvetleri imamı” Adil Öksüz başta olmak üzere birçok kritik ismin darbe girişimi arifesinde Türkiye-Pensilvanya hattında sağladıkları trafik, FETÖ darbe girişiminin başarısızlığa uğraması sonrası yurtdışında bulunan ya da yurtdışına kaçmayı başaran terör örgütü militanlarına Almanya başta olmak üzere birçok Batı başkentinin sahip çıkması, darbe girişiminin başarısızlıkla sonuçlandığı ana değin PKK’nın üstü kapalı bir eylemsizlik içerisine girmesi, Suriye’nin Kuzeyinde IŞİD ve PKK/PYD’nin sınır hattı boyunca Türkiye’de ortaya çıkacak bir anarşi için eylem hazırlığı içerisinde olduğu yönündeki güçlü emarelerin ortaya çıkması gibi birçok husus 15 Temmuz kalkışmasının dış destek bulan bir darbe girişimden ziyade dışardan planlanan ve içerideki terör örgütleri eliyle sahneye konan bir plan olduğunu düşündürmektedir.

Bu örgütün 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirmeye çalıştığı darbe ve darbeye karşı verilen “sivil direniş”, Türk siyasi ve toplumsal hayatına sivilleşme ve demokratik hakların korunması konularında yeni bir boyut kazandırmıştır denilebilir. Türk halkının Fettullahçı Terör Örgütü’nün askeri yapılanmasının gerçekleştirmeye çalıştığı eylemlere karşı mücadele vermesi, bir anlamda sivil iradeye sahip çıkmaları Türkiye tarihinde eşi olmayan bir durumdur. Bu sebeple bu darbe girişimi tüm boyutlarıyla ele alınması önem arz etmektedir. Çünkü “askeri müdahalelerin görünür gerçekleri yanında siyasi sistemi dönüşüme uğratmaya yönelik düşüncelerle” yapıldığı söylenebilir (Doğan, 1997, s. 125). Bu dönüşüm girişimine karşı sivil direnişin sokaklarda başarılı olması ve darbe girişiminin bertarafar edilmesi sonrasında hem o gece hem daha sonraki süreçte darbe girişiminin medyaya yansıması ayrı bir konu başlığı olarak karşımıza çıkmaktadır. Tüm bu çerçevede temel olarak darbe girişimine karşı halkın tutumu ve direnişini köklü bir değişimin temel işareti görülebilir (Yılmaz, 2016, s. 61-69). Türkiye’de televizyonun bu bağlamda incelenmesi, darbe öncesi ve sonrası süreçte içeriğinin analiz edilmesi darbe girişiminin hem etkisi hem de tam anlamıyla analiz edilebilmesine büyük katkı sunacaktır. Bu çerçevede televizyonun 15 Temmuz 2016 öncesindeki 1 ay açık ara eğlence amacıyla tercih edildiği görülürken sonrasında haber programlarının en çok izlenen program türü olduğu belirlenmiştir.

Eğlence kutusu olarak nitelendirilen televizyonun 15 Temmuz 2016 sonrasındaki bir ay bilgi alma amacıyla tercih edilmesi dikkat çeken bir konudur. Özellikle 15 Temmuz 2016 sonrasında darbe girişimi ile ilgili duyulan haber alma ihtiyacı ve televizyon kanallarının girişim sonrası çok daha fazla haber içerikli programları yayına sunması bu durumun oluşmasında temel sebepler olarak görülebilir. Bu noktada Türk halkının servis edilen haber programlarını tercih etmesi sonucu bu programların reyting listesinde üst sıralarda yer alması bir anlamda Türk halkının darbe girişimine karşı vermiş olduğu bir tepki olarak görülebilir. Bu noktada belirtilmelidir ki FETÖ iltisaklı kişilerin de aileleri ve diğer yakınlarının televizyonlarda gelişmeleri takip etmekte olduğu düşünülebilir. Tüm bu etkenler sonucunda Türk televizyon izleyicisi 15 Temmuz süreci sonrasındaki bir ay boyunca haber programları türündeki yapımları daha fazla izlemiştir.

Televizyon reytinglerine 2016 yılında 15 Temmuz öncesinde bakıldığında eğlence türündeki yapımların ağırlığı görülmekteyken, bir önceki seneye oranla haber program türü yapımların izlenmesinde küçük bir oransal yükselme görülmektedir. Yıl boyunca siyasi gelişmelerin canlılığını koruması ve özellikle 15 Temmuz tarihine gelene kadar iktidar ve muhalefet cephesindeki siyasi çıkışların bu oransal yükselmede etkili olduğu değerlendirilebilir. Bununla beraber 15 Temmuz 2016 sonrasında reytinglerde oransal olarak yükselme gösteren tek program türü haber programıdır. Türk televizyon izleyicisi 15 Temmuz sonrasında haber içeriklerini daha çok takip etmiş ve diğer program türleri reyting listesinde senenin önceki bölümüne oranla daha az izlenmiştir. Bu veri Türk halkının yaşanan gelişmelere kayıtsız kalmadığının ve ilgi duyduğunun bir göstergesi kabul edilebilir. 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrasında Türk halkı sokaklardaki direnişini ve canlılığı yaşanan gelişmeleri televizyonda haber programları yoluyla takip ederek medya alanında da sürdürmüştür.

Sonuç Yerine

Demokratik düzene sahip ülkelerde seçilmiş iktidarın ciddi bir toplumsal tabana dayandığı ve bu tabanı kaybetmesi durumunda seçimler yoluyla iktidar değişimlerinin gerçekleşebildiği hususu göz önünde bulundurulduğunda Türkiye gibi düzenli ve hilesiz seçimlerin varlığı ulusal ve uluslararası kuruluşlarca gözetilmekte ve teyit edilmekte olan bir ülkede darbelerin toplumsal bir tepki ile karşılaşması son derece olağan görülebilir. Bu durumda demokratik düzenin işlemekte olduğu ülkemizde darbelerin kitlesel bir karşılığı olmayacağından Latin Amerika ve Orta Doğu’daki darbelerde görüldüğü gibi bir dış desteğe ihtiyaç duyulacağı açık bir gerçektir. Bu kapsamda, batı basınının 15 Temmuz gecesi ve darbenin başarısızlığa uğramasını müteakip süreçte gerçekleştirdiği yayınlarda darbeye ilişkin haberleri ele alış ve sunuş biçimi oldukça dikkat çekici niteliktedir. Batı basının bu tutumu Türk toplumunda darbenin dış destek ve/veya planlama ile yapıldığı konusundaki düşünceleri pekiştirirken Batı Dünyasına dair büyük tepki ve güvensizliği de beraberinde getirmiştir. Bununla beraber Türkiye’deki ulusal basın, özellikle ulusal televizyon kanallarının yapmış oldukları yayınlar darbeye karşı halkın duruşunu anlatmak bakımından oldukça önemli bir rol oynamıştır denilebilir.

15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrasında gerek siyasi iradenin sokaklardaki direnişi canlı tutabilmek adına televizyon üzerinden yapmış oldukları programlar gerek sosyal medyanın manipülatif yapısına sahip olmadığı düşüncesiyle halkın haber alma ihtiyacını televizyondaki haber programlarından gidermesi gerekse de televizyon kanallarının haber içerikli daha fazla program yayımlaması neticesinde reyting listesinde haber içerikli programlar daha fazla izlenmiştir. 15 Temmuz 2016 sonrasında yılın geri kalan bölümüne göre haber programları reyting listesinde artış gösteren tek program türü olarak belirmektedir. 2015 ve 2016 yıllarında televizyonun en çok eğlendirme işlevini yerine getirmekte olduğu ve Türk halkının televizyonu daha çok oylanma amacıyla kullandığı tespit edilmiş olmasına karşın 2015 yılına kıyasla 2016 yılında haber programları daha çok izlenmiştir. Bu noktada Oskay’ın ifadesiyle “gündelik hayatın rutin işleyişinden yorulan, sıkılan insanların ciddi haberlerden çok eğlenceli yapımlara” yönelmeleri durumunu realiteden kaçma isteği olarak açıklayabiliriz (Oskay, 2005, s. 80). Ancak medya eğilimlerinin tüm bu durumuna karşın Türk televizyon izleyicisi yaşanan toplumsal olaylardan etkilenmekte ve dini anlamda özel zaman dilimlerinde, siyasi özel günlerde bu günlerin anlam ve önemine ilişkin yapılan yayınların izlenmesinde artış olduğu görülmektedir.

Tüm bu tespitler ve veriler ışığında Türk halkının dışarıdan planlanmış darbe girişimine karşı sokaklar ve meydanların yanında Türkiye’deki en temel kitle iletişim araçlarından olan televizyon üzerinden de haber programlarının 2015 yılı ve senenin önceki bölümüne kıyasla daha fazla takibini sağlayarak tepkisini ayrıca ifade ettiği ifade edilebilir. Bu çerçevede 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin televizyon reytinglerine etkisinin olduğu, haber programlarının seyredilmesinde anlamlı bir artış olduğu belirlenmiştir.

 

Not: Araştırma, Doç. Dr. Hamit Ersoy ve benim tarafımdan gerçekleştirilmiş ve “Uluslararası 15 Temmuz ve Darbeler Sempozyumu”nda sunulmuştur. Belgenin geniş haline aşağıdaki linkten ulaşabilmek mümkündür:

http://www.kartepezirvesi.com/sempozyum/2cilt.html

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s