Radyo, işitsel anlamda kitle iletişimine izin vermesi bakımından son derece önemli bir araç olarak kabul edilmektedir. Öncelikle radyo yayını tanımına bakılması gerekmektedir. Radyo yayını, “elektromanyetik dalgalar (Hertz Dalgaları) enerjisi aracılığıyla bir olayın, bir iletinin topluma ses yoluyla aktarılmasıdır.” Bu çerçevede radyo ile ilgili ilk buluş 1860 yılında Janus Clark Maxwell’in elektromanyetik dalgaları bulması olduğu söylenebilir. Bu kuramsal buluşun 1885-1889 yılları arasında Heinrich Hertz’in bu dalgaları radyo yayınına dönüştürebilecek yapıda olduğunu kanıtlamasıyla somutlaşmıştır.

1895 yılında Guglielmo Marconi tarafından ilk kez insan sesi aktarımı gerçekleştirilmiştir. İlk radyo deneme yayını 1895’te yapılmışsa da düzenli radyo yayını resmi olarak Amerika’da 1920’lerde başlayabilmiştir. Düzenli radyo yayınları öncesinde 1906 senesinde müzik ve ses paylaşımı ses dalgaları aracılığıyla yapılabilmiştir. 1900’lü yılların başlarında radyo teknik buluşu iletişim aracı olarak gemilerde kullanılmaya başlanmış 1910 senesinde bu alandaki ilk yasal düzenleme olan “Telsiz Gemisi Yasası” çıkartılmıştır.36 Sürekli radyo vericileri ilk kez 1920’de Amerika’da kurulmuş, 1922’de ilk ticari radyo yayını yapılmıştır. Daha sonra 1922 yılında İngiltere, Fransa, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nde, 1923’te Almanya’da radyo yayınları gerçekleştirilmeye başlamış ve tüm dünyaya hızlı bir şekilde yayılmıştır.

Türkiye’de 1921-1923 yılları arasında ilk denemeler yapılmışsa da ilk düzenli radyo yayını 1927’de İstanbul’da gerçekleştirilmiştir. Ortaya çıkışının ilk yıllarında radyo yayıncılığı özel ya da yarı kamusal kuruluşlarca yürütülmüşse de geniş kitlelere ulaşma ve kitleleri etkileme gücünün anlaşılması sonucunda radyo, devletler nezdinde önemli bir propaganda aracı olarak kullanılmıştır. Örneğin, radyonun 1920’li yıllarda siyasal iletişim için güçlü bir araç olarak kullanıldığı görülmektedir. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra radyo, sivil halkın bilgi alması ve eğlenmesi için kullanılmaya başlanmış, İkinci Dünya Savaşını hazırlayan yıllarda ve savaş döneminde ise siyasal propaganda amacıyla da tercih edilmiştir. Günümüzde dahi ama özellikle o yıllarda, kitle iletişimin siyasal propagandada kullanılma durumu siyasetin medya ilişkisinde devlet kontrolünü zorunlu kıldı denilebilir. Daha sonraki yıllarda teknolojinin gelişmesine paralel olarak uydu ve internet yayınları ile radyo yayıncılığı da gelişmiştir. Özellikle gelişen uydu ve internet hizmetleri sayesinde radyonun ulaşabileceği kitle sayıca artmıştır. Buna karşın günümüzde; televizyonun görsel-işitsel yapısı ve internet teknolojilerinin sağladığı anlık ve etkileşimli ortam, işitsel materyallerin kategoriler halinde ve kullanıcı merkezli sunulduğu uygulamalar radyonun diğer kitle iletişim araçlarına kıyasla geride kalmasına sebep olmuştur.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s