medya

Teknoloji ile Savaşmak Değil Onu Yönetmek

Tamam kabul ediyorum, birçok bilimsel araştırmanın ulus ötesi şirketler tarafından kendi maddi çıkarları için finanse edilerek bilimsel ahlakın yok sayıldığı kanıtlandı. Bakınız Netflix’te vegan beslenme ile ilgili belgesel yapımlarında dahi yapımcıların vegan beslenme şirketleri olduğu görülüyor. Belki çok iyi niyetli bir değerlendirme yaparak bu şirketlerin inandıkları doğrular olduğu için bu doğruları yansıtan araştırmaları desteklediği ve insanlara beslenme konusunda doğruları söylediklerini düşünebilirsiniz. O zaman sigaranın zararlarına ilişkin somut bir kanıtın olmadığını iddia eden bilimsel görünen araştırmaların da sigara lobileri tarafından finanse edilmesini iyi niyetle değerlendirmemiz gerekir. Dolayısıyla gerçeklikten tamamıyla koparız. Eğer akıl ile var olan somut delilleri birleştirir isek ve tarihsel gerçekler ile bağlantı kurabilme yetimiz de varsa göreceğiz ki para birçok alanın belirleyicisi. Para ve sonuç olarak güç ilişkisi… Şimdi haliyle özellikle büyük çıkarların söz konusu olduğu alanlarda yapılan araştırmaların destekleyicileri, araştırmayı gerçekleştiren bilim insanları, enstitüler bilimsel çalışmaları değerlendirirken tartışma konusu olmak zorunda. Var olan araştırmanın bilimsel metodolojisi ile birlikte bu unsurlar da değerlendirmeye tabi tutulmalı. 

Medya alanında yapılan araştırmaların birçoğu uzun sürelerde medya kullanımının olumsuz etkilerinden, çocuk ve gençleri psikolojik açıdan etkilemesinden bahisle sınırlı süreleri öneriyorlardı (Journal of Adolescent Health, JAMA dergilerinde yayımlanan araştırmalar). Ancak son zamanlarda sonuçları açıklanan 2 araştırma farklı bir bakış açısı getirmenin gerekliliğini ortaya koydu. Tabii yukarıda saydığım çekincelerimi de dikkate alarak bu çalışmaları değerlendirdim. Açıkçası hem bulgu hem sonuçlar benim açımdan tatmin edici.

Oxford İnternet Enstitüsü’nün araştırması için, 10-15 yaş arası 430 binden fazla gencin medya ve teknolojik araçları kullanma süreleri ile depresyon, intihar düşüncesi ve davranış bozuklukları gibi psikolojik sorunlar arasındaki bağlantıyı ortaya koydu. Araştırma kapsamında, 1991 ve 2019 yılları arasında, depresyon ile sosyal medya kullanımı ve televizyon izleme süresi arasındaki ilişkinin az da olsa zayıfladığı gözlemlendi. O zaman gençlerin en azından kötü etkilenme durumu ruhsal veya depresyon eğilimleri yönünden değil içeriklerin onların yaşamlarına nasıl etkide bulunduğu açısından değerlendirilmeli. 

Yine benzer bir sonuca varacağımız bir araştırma da İngiltere, İrlanda ve ABD’deki 17 bin genç üzerinde yapılan Oxford araştırması. Sonuca göre, uyku öncesi uzun süre ekrana bakmanın gençler üzerinde herhangi bir psikolojik etkisi yok, Gençlerin genel sağlıkları üzerindeki etkisi ise diğer faaliyetlerle kıyaslandığında “oldukça az.” Royal College’ın Psikiyatri Bölümü’nde çalışan Doktor Bernadka Dubicka’nın söyledikleri önemli:

“Ekran önünde geçirilen sürenin akıl sağlığını etkileyen temel etken olmadığını biliyoruz, fakat zararlı içerik gençler ve sağlıkları üzerinde oldukça büyük etkilerde bulunabilir.” 

Sonuç olarak çocuk ve gençler için endişelenilmesi gereken husus çocukların teknolojik araçlarla ne kadar vakit geçirdiği veya hangi saatlerde bu araçlarla birlikte olduklarından çok hangi içerikleri ve hangi etkiyle izledikleridir. Bu sebeple çocukları medya araçlarından uzak tutmak değil sağlıklı içerik ile onları beslemek önemli. Teknolojiden kaçmak değil teknolojiyi insanlık lehine kullanmak… İşte yapmamız gereken bu. 

Teknoloji ile Savaşmak Değil Onu Yönetmek&rdquo için 1 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s