çeviri

Bilim İnsanları Şeker ve Beyin Arasında Olumsuz Bir İlişki Tespit Etti

Şimdi harekete geçmek önemli olabilir.

Amerika için hazırlanan 1980’deki ilk Diyet Rehberi’nden bu yana şeker tüketimini azaltmak için öneriler geliyor. Ancak tüm gözler yağın üzerindeyken şeker, gıda üreticilerinin ürünlerini yağsızlaştırmaya çalıştığı bir zaman aralığında yaratılan boşluktan süzülerek herkesin gözü önünde saklanarak dünyadaki incelemelerden kaçtı.

Sonuç, tüm biçimleriyle şeker tüketiminin tavan yapması oldu. Bugün tıknaz çocuklar ve gençler görünmez şeker dağlarını yutuyor; bir elinde asitli içecek, diğerinde çikolata. Ama çocuklarımız için endişelenmemiz gereken sadece obezite ve yaşamlarını etkileyen metabolik işlev bozukluğu mu?

Yeni araştırmalar, çocukluk döneminde çok fazla şeker tüketiminin değerli bağırsak ekosistemini ne kadar dengesiz hale getirdiğini belirledi. Bu değişim, beynin öğrenme ve hafızadan sorumlu bölümlerindeki gen açıklamalarını da etkiledi. Şeker düşkünü insanlar yaşlandıkça bu beslenme biçimi sorun yaratabilir.

Şeker oranı yüksek kötü beslenme, zaman geçtikçe biliş düzeyini düşürüyor.

Kurbanlar

Beyaz önlüklü insanlar bize inanmayı umduğunuz şekerin zararsız bir katkı maddesi olmadığını söyleyebilsin diye birkaç fare en büyük fedakarlığı üstlendi. Bilim adamları, ergen fareleri iki gruba ayırdı; ilk grup şekerli bir içeceğin sınırsız bir şekilde tadını çıkarabilirken; ikinci grup sade bildiğimiz su içti. Araştırmacılar, kemirgen gençleri mezun ettikten sonra, bilişsel yetilerini beynin belirli kısımlarını tetiklediği bilinen bulmacalarla test etti.

Şekerli grup kelimenin tam anlamıyla daireler çizerek koşturup, bir kaçış yolunu ezberlemeyi gerektiren labirentte kendilerini kaybettiler. Sadece su ile beslenen meslektaşları ise etkilenmemiş görünüyordu. 

Hayvanlardan tatlı suyu içenler lezzetli ve besleyici yemekten kaçındığı için fazla şeker tüketmelerine rağmen kilo almadı. Ancak, tip 2 diyabet ve prediyabet dahil olmak üzere bir dizi metabolik semptom için bir şemsiye terim olan glikoz intoleransı geliştirdiler. Daha sonra bilim insanları her iki grubun bağırsak florasını ve beyinlerini yakından inceledi.

Şeker tüketenlerin bağırsaklarında iki özel mikroflora türü gelişti. Parabacteroides’in şekeri sevdiği ve diğer türleri dışarda tutarak kendi yayılımını hızlandırmak için şekeri kullandığı ortaya çıktı. Bu olumsuz denge kalın bağırsakta bakteriyel bozulma olarak açıklanabilecek ‘disbiyoz’ yarattı.

Başka bir deyişle, tatlıya düşkün kemirgenlerde bağırsak fonksiyon bozukluğu gelişti. Otopsi altında; araştırmacılar, hafıza ve öğrenme için hayati önem taşıyan beynin bir parçası olan küçük kemirgenin hipokampüsünde negatif olarak değiştirilmiş gen ekspresyonunu keşfettiler.

Orijinal bir bükülmede, araştırmacılar daha sonra ne olacağını görmek için tüm flora yerine iki Parabacteroidi başka bir su içen kemirgen grubunun bağırsaklarına nakletmeye karar verdiler. Bakteriler yerleştikten sonra, farelerin yaramazlıkları labirentte kaybolmaya başladı, fareler hatırlama konusunda eksiklik gösterdi ve araştırmacılara olumlu bir sonuç verdi. İncelemeden sonra, bilim adamları hipokampüsü keşfettiler ve beynin hafıza için de önemli olan başka bir bölümü olan Perirrhinal Korteks, indüklenen disbiyoz tarafından olumsuz olarak değişti.

Peki ya insanlar?

Şekerin insan beynine zarar verebileceği mekanizmalar hakkında çok sayıda teori var. Kronik yüksek kan şekeri, insülin direnci, beyin iltihabı, oksidatif stres tepkileri ve daha fazlası. Ancak çoğunlukla bu açıklamalar teori ve belki de uygunsuz gerçekler olarak kaldılar.

Nutrients dergisinde yayınlanan insan çalışmaları on iki denemeden on birinin bağırsak flora kültürünün dikkat, görme ve sözel hafızayı geliştirdiğini gösterdi. Mekanizmaları bilinmemekle birlikte, 2020’de çalışmayı kaleme alan araştırmacı şu sonuca vardı:

“mevcut kanıtlar, bağırsak mikrobiyotasının bilişsel performansla bağlantılı olduğunu ve bağırsak mikrobiyotasının manipüle edilmesinin biliş yetisini geliştirmek için umut verici bir yol olabileceğini düşündürmektedir…”

Bu neden önemli?

Bu kemirgen çalışması, sebep ve sonuç ilişkisini göstermesi bakımından önemli. Bağırsak florasındaki şeker değişikliklerinin beyne nasıl veya neden iletildiğini tam olarak göstermese de araştırmacılar gelecekte bunları da inceleyecek.

Anekdot olarak, bilişsel sorunları olan birçok insan bağırsak sağlığı üzerinde çalışmanın inanılmaz faydalarını keşfedecek değerli düşünceleri yeniden düşünmeye başladı. Şeker oranı yüksek yetersiz beslenme, iç ekosistemleri olan mikrobiyomu bozarak farelerde gelecek zamanda biliş düzeyini düşürüyor. Aynı şeyin insanlarda olduğunu keşfetmek için yirmi yıl beklemek ister misiniz? Veya bugün diyetinizi veya çocuğunuzun diyetini değiştirerek dikkatli olma konusunda yanlış yapabilir misiniz?

Birçokları için ilave şeker ve şekerli içecekleri azaltmak yeterli olabilir, ancak elbette şeker ve şekerli hamur işleri size yardımcı olmaz.

En azından, şekeri azaltarak metabolik işlev bozukluğu olasılığını ve obezite ile birlikte gelen ilişkili hastalıklara yakalanma olasılığını azaltacaksınız.

  • *Tim Rees – Scientists Have Detected An Adverse Link Between Sugar And Your Brain

Bilim İnsanları Şeker ve Beyin Arasında Olumsuz Bir İlişki Tespit Etti&rdquo için 1 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s